sevgi ve hoşgörünün dergisi

 

Bu site kişisel bir blogdur. Sayfadaki linkler Sızıntı dergisinin resmi sitesine sizi yönlenderecektir...

Web sitemizle ilgili yeniliklerden haberdar olmak ister misiniz?
Ücretsiz Üye Olun !
 
Bulmaca cevaplarını gönderin
Tıklayın !
 
Size en yakın Sızıntı temsilcisini bulabilirsiniz.
Listeyi göster
Dergimizde yer darlığı sebebiyle yayınlanmayan fakat yayın kurulumuzca sitemizde yayınlanması uygun görülen yazılara buradan ulaşabilirsiniz.
  SizinNET Tıklayın !

Sızıntı Dergisi Resmi Sitesi için tıklayın...

21/4/2006 - Bu Ağlamayı Dindirmek İçin Yavru

Bu Ağlamayı Dindirmek İçin Yavru
Sızıntı ilk baş yazısı şubat 1979

SENİN için bu yola atıldık. Acılarına ortak olmak ızdıraplarını dindirmek, gönlünü abad etmek için. Bize gönül koyma, aheste - revlik ettik, vaktinde imdadına yetişemedik. Ama inan, sinemizde hep Yakub’un gadri efganı, içimizde Zeliha’nın aşkı hicranını taşıdık durduk. O ab-endam kametinin iki büklüm olduğunu her gördükçe, perişan kâkül’ün gibi kalbimde dağılıp durdu. Buruk boynun ve mahzun bakışların karşısında kaç defa kaddim büküldü, gözlerim doldu. Her feryadıma senin türkünden bir nağme katıp destanını dile getirmek istedi isem de, iniltin içimi yaktı; derdin gözümde büyüdü, içim burkuldu.

HEM de sana el uzatmağa utanıyordum.. Aba-ı kenaiseyye-i hatırlatan cali şefkatimle karşına çıkmağa ar ediyordum zira sana, gözümün önünde kıydılar, zülüflerini tar-u mar edip, bu hale koydular. Beynini söndürürken, kalbini kursağına yedirirken, görmüştüm olup bitenleri ve uzatamamıştım günahk6r elimi eline... Sızlanışına rağmen uzatamamıştım... Kader’in, Faust’un kaderi, ama Mefiston kim? Kim reva gördü bunları sana? Emin bir ülkede idin. Sıcak bir yuvan vardı. Rızkın başının ucunda ve işin yolundaydı. Sonra şu vahşetzare geldin. Geldiğine bin pişman oldun. Ama gelmek elinde değildi. Etrafını büsbütün boş bulup halini aşina kimse göremedin. Asıl efganını sadece sen duyuyordun. Ve koşanlar, midenin ahü vahına koşuyorlardı. Bu günkü canhiraş feryatların, ta o zaman başlamıştı. Ta o zaman terk edilmiştin. Hem de can-feza iken. Sen başkalarının keyif ve eğlencesi olarak elde idin, kucakta idin; bir gül gibi göğüste idin, dudakta idin Ama senin için yapılan şeylerde sana ait olanı bulmak mümkün değildi. Gariptin. Yalnızdın. Ve sahipsizdin.

DÜNÜN bu gününü doğurdu ve bu günün ne olacağı belirsiz yarınlarını hazırlamakta. Yolların ayrımındasın yavrucuk... Şimdi bana müsaade et de, şu badirede Bahadır’ın olayım. Mızrabımı senin için vurup, feryadımı ruhuna duyurayım. Bu fırtına ve bu yangında gerektiği an imdadına koşamadığım için de kaldırım taşı gibi şu mücrim başımı ayaklarının altına koyayım. Ve bütün mücrimler adına senden özür dileyeyim: Bir keyif uğruna varlığına sebebiyet verenleri, etme - kemiğine bağlanıp gönlünü unutanları, bir geçici dem için ebediyetine kıyanları, ruhuna hoyratlık aşılayıp sefaletini hazırlayanları affeyle yavrucuk.

Yorum (1) :: Yorum yaz! :: Bağlantı

<- Son Sayfa :: Sonraki Sayfa ->
Sızıntı Yeniümit Yağmur Fountain

Image Hosted by ImageShack.us

Sızıntıda Bu Ay

Image Hosted by ImageShack.us

Abone Olun

Image Hosted by ImageShack.us

Bağlantılar

Ana Sayfa
Profilim
Arşiv
Arkadaşlarım
e-posta

Sızıntı Linkler

sızıntı resmi sitesi
temsilcilikler

Renkler Kuşağı

Image Hosted by ImageShack.us

Sızıntı Arşivi

Image Hosted by ImageShack.us

Yağmur

Image Hosted by ImageShack.us

Yeni Ümit

Image Hosted by ImageShack.us

Fountain

Image Hosted by ImageShack.us Image Hosted by ImageShack.us

Image Hosted by ImageShack.us